Kliniğe kucağında yüksek ateşten (40.5 derece) perişan olmuş, sürekli sarı kusmuk çıkaran ve göz akları sararmış bir evladımızla gelen aileye sorduğum ilk soru nadiren değişir: "Bütçe yapmak için petshoptan, ağzı açık koca çuvaldan kürekle tartılan mamalardan aldınız mı?"
Çaresiz tebessüm ve kafanın "Evet" anlamında sallanışı arkasından gelir. İnsanlar, fahiş kedi maması fiyatlarından (KDV ve Gemi Nakliye vergilerinden) kaçmak için sığındıkları tek liman olarak "Kilosu bedavaya satılan şeffaf poşetlerdeki o açık mamaları" görürler. Oysa o açık çuval, hayvanın midesine saatli bir nükleer tıbbi bomba gönderir.
Acı Moleküler Gerçek: Oksidasyon ve Biyolojik Çürüme
Kısır kedilerin obeziteyi engellemek için Omega Asitlerine (%12 Lipit) ve L-Karnitin hücrelerine muhtaç olduğunu defalarca anlattık. Peki, bir üreticinin (kapalı pakette gönderdiği) o sağlıklı hayvansal yağlar haftalarca, ağzı açık bir çuvalda Hava (Oksijen) ve Neme temas ettiğinde ne olur?
Tıbbi tanımıyla: Oksidasyon patlar. (Tıpkı dışarıda unutulmuş, kenarları siyahlaşmış ve kokuşmuş bir tereyağı dilimi gibi düşünün). O mamanın içindeki yararlı yağ hücreleri küf/toksin üreten mikroskobik bakterilerin (Aflatoksin) yuvası olur. Üzerine bir de dükkânda dolaşan böceklerin, tozların o yığına girdiğini eklediğinizde; kediye verdiğiniz o mamanın hiçbir "Besleyici (Sterilised) Niteliği" kalmamıştır.
Açık ve oksitlenmiş mamayı (Karaciğer kapasitesi zaten kısırlık sonrası zayıf olan) o kedi yediğinde; o küf toksinleri böbreği ve karaciğeri tıkar. Hayvan karaciğer komasına girer. Siz mamanın fiyatından %50 kâr ettiğinizi sanarken; serumlar, sondalar ve yatarak yoğun bakım faturasına o paranın mislini ödersiniz, belki de onu kaybedersiniz.
Kapalı Ambalaj ve "Fabrikatörel Tazelik" (Klicker Savunması)
Eğer veteriner beslenme diyetlerine ucuza/ekonomik ulaşmak istiyorsanız, çözüm asla hijyeni sıfırlanmış fason mamalar değildir. Çözüm: Ambalajını dışarıdaki oksijenle kapatmış, hava geçirmez bariyerle izole edilmiş ve Doğrudan Kapalı Fırından / Depodan Çıkan rasyonlardır.
Bu sebeple asgari bütçelerde obeziteyle veya böbrek taşlarıyla mücadele veren kitlelere Klicker Kısırlaştırılmış güvenli paketini (amansızca) beslenme tavsiyelerime koyuyorum.
Klicker, ithal mamaların aksine bir Amerikan gemisinin neme boğulmuş sıcak konteynırlarında okyanus aşmaz (Aylarca paket içi oksidasyon ısısına maruz kalmaz). Türkiye bandından fırınlanmış olarak, hava değmeden folyolu kapalı üretim zinciriyle o çok değerli (Küfü donduran ve oksitlenmeyi engelleyen) %12 lipitin tazeliğini kapınıza teslim eder.
Siz de klinik komalarından uzakta durmak istiyorsanız, bakkaldaki kürekle satılan poşetleri derhal çöpe atın. Tazeliğin garantisi için, fabrikanın kapısını direk sizin evinize açan e-mama distribütörlük sipariş deposundan Klicker Kısır Mamanızı kargo bantına sokun. Aynı tazeliği (ArGe dürüstlüğünü kaybetmeden) kendi yetkili Trendyol sepetinizden de alarak, kedinizi o zehirli aflatoksin batağından tamamen koparmış olursunuz.
Pekiyi Kapalı Mamanın (Küçük Poşeti) Bayatlar Mı?
Kırılması gereken diğer hurafe: "Hocam ben 15 kiloluk dev paket alıyorum ucuza geliyor, ağzını sadece plastik mandalla kapatıyorum."
Hata! Bir evinizde tek kedi varsa, o 15 Kiloluk mama en ideali (50 gram kuralıyla) ortalama 10 ayda biter. O paketin ağzını 10 ay boyunca 300 kere evinizin nemiyle açıp kapattığınızda mamanın dibi yine oksitlenir.
Klinik Tavsiyem: Eğer Klicker aldınız ve koca torbanız varsa; mamayı alır almaz hemen ağzı kilitli ve vakumlu 3 litrelik kavanozlara paylaştırın. Işık almayan bir dolaba koyun ve sadece bir kavanozu kasede kullanıma açın. Geri kalan aylar boyunca diğer rasyon kütleleri ilk günkü tazeliğiyle (oksijen değmeden) böbreği/karaciğeri %12 güvencede beklemeye (oksitlenmeden) devam etsin!